11/4/2007 - TANRININ BENİ ALDATAN ZAFERİ...
Çoktan bitmişti belki de. Son kapak kapanmıştı. Ama içimde sanki çok da küçük olsa bir şey var. Hem de nadansiz.Belki de daha tozlanmamıştı üstü diye düşünüyordum. Ya da kandırıyordum mantığımı hislerimle. Kaçıncı savaşımdı öyleyse bu. Ganitmeleri nerdeydi bu savaşın. Kaybeden ben! Kazanan ben! Zafer şarkıları söylerken ağlıyordum kendi topraklarımda. Bir yudum şarap ezgisinde burkuluyordu dudaklarım. Kim yazmıştı bu hikayeyi. Ya da kim oynatmıştı benliğimi durduğu yerden. Şimdi sadece izlemek düşüyordu payıma. Sadece izlemek.
Kahrman olmaya çalışmamıştım ama sözler beni kahraman kılmıştı. İnandığım dudaklardan dökülen. Madalyalar taktın bana, güneş ayinlerinde buldum kendimi. Oysa ben hiç istememiştim bunları. Sonra bir suskunluk girdi. Yeryüzünde karanlık bir hava. Güneşin bile uyanmaya hiç mi hiç niyeti yokken ben dağlarımda dualar ettim benliğin için. Şimdi çıkardım tüm madalyaları. Ve terk ediyorum toprakalrımı. kim girerse girsin umrumda değil. Zati bir parça hüzünden başka birşey değil ki ardımda kalan. Keşke içimde ki herşeyi bırakabilsem giderken ardımdaki topraklara. Bomboş olsa heybem. Gelmeseler benle beraber. Ellerim havada döndükçe dönüyorum. Tek bir yudumum kaldı artık gamzelerinde. Son sayfayı da kapattın. Artık tozlanmaya bırakıyorsun. Daha tozlanmadı ama... Ben gidiyorum. Sen gidiyorsun. Arda kalan yanlızca kırmızı bir gözyaşı. Meğersem tanrı kulağıma yine yalanlarını fısıldamış.. Ve sen bana sahte kahramanlıklar hediye etmişsin. Oysa ben herşeyi sana vermiştim. Tüm sözcüklerimi. Tüm heyecanımı. Tüm benliğimi. Şimdi ne madalayalarım kaldı, ne de kahramanlığım, oysa ne kadar da büyük bir yenilgi almışım. Farkındasın biliyorum yine sen galip geldin...
|