24/6/2006 - eski anı
her gün bir yaşammış gibi soluyor hayatın; prangalarında.düşmüş.ellenmemiş.daha ufacık bir çocukmuş edası war bembeyaz ellerinde...
oysa gün çoktan başaldı.bahar olmak üzere.farklı kimliklere bürünmüş sewdalar gelip geçerken yeminsiz yollardan..herkes birbirinin son sewdalısını bulmuş gibi yapıyor.ve inanıyor bu salaklığa.
insanların arasına sıvışıyorum sonra hiç durdurmadan benliğimi.ben onlardanmıyım.yoksa onlar burdan değilmi acaba? işetiyorum içimdeki küçük çocuğumu daha dalları yeni kesilmiş bir bahar ağacının altına...
onu orda bırakmamı istiyor ma ben bırakmıyorum.ağlamaya çalışırken ona artık oyuncakların ne kadar da kalleş ne kadar da ruhsuz olduklarını anlatıyorum..ikna ediyorum sonunda ve benimle bir özgürlük kahvesine geliyor kahve içmeye..
kendimi oraya atar atmaz usulca masumlaşıyorum..ellerimi uzattığımda boş kaldığını anlıyorum ve acelesinden yakıyorum bir sigara..dumanında boğarken yaşanan tüm anlarımı..bu anlar anı olmasın diye küllerini fırlatıtorum ganj nehrine..
aklıma birden cesar pavase'nin intihar teoremlri geliyor..kahvemi yudumluyorum..pavase yi düşünüyorum..sonra ölümü..ölüm bazı insanlara hiç yakışmıyor diyorum..pavase'ye; tezer'e; brecht'e..onları anıyorum kendi düzenlediğim hiç de kutsal olmayan bir törenle..onlar olsaydı şimdi nasıl olurdu diyorum..ben tezer'e aşık olurmuydum..
ve bir anda içimden kopuveriyor yanımda oynayan çocuğum onu yakalamak için arkasından gitmeye çalışırken..haykırıyorum inatla anlar anı olmasın artık...
|